Tarih: 02.03.2026 15:16

Ünlü Magazin Gazetecisi Habib Aytekin’den Kritik Uyarı:

Facebook Twitter Linked-in

ERKAN ÇAKILLI-İZMİR 

Gazze'den İran'a, Doğu Akdeniz'den Güney Kafkasya'ya kadar uzanan geniş coğrafyada yaşanan askeri, diplomatik ve stratejik gelişmeler yeni bir küresel güç mücadelesinin sahaya indiğini gösteriyor.
Yılların tecrübesiyle bölgeyi analiz eden ünlü magazin gazetecisi Habib Aytekin, kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmede çarpıcı uyarılarda bulundu:
"Bölgede yaşanan hiçbir gelişme birbirinden bağımsız değil. Büyük bir planın parçalarını izliyoruz." 

"Türkiye bilinçli olarak hedefe yerleştiriliyor"
Aytekin, İsrail eski Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın Türkiye'ye yönelik açıklamalarını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye'nin savunma ihracatının 10 milyar doları aşması, bölgesel güç kapasitesinin artması ve bağımsız dış politika çizgisi bazı çevreleri rahatsız ediyor."
Aytekin'e göre Türkiye önce bölgesel rakip olarak konumlandırılıyor, ardından "potansiyel tehdit" algısı oluşturuluyor. NATO içindeki konum ve savunma sanayisindeki yükselişin, küresel denklemde Türkiye'yi merkez aktör haline getirdiğini savunuyor. 

Doğu Akdeniz'de askeri satranç
ABD'nin United States tarafından Greece adalarındaki üs faaliyetlerinin artırılması ve Cyprus'a verilen askeri eğitim desteği Aytekin'in dikkat çektiği başlıklar arasında.
"ABD burnumuzun dibindeki Yunan adalarını askeri üs haline getirdi. Şimdi Güney Kıbrıs'a verilen kapsamlı eğitim desteği dikkat çekiyor. Bu tablo, Doğu Akdeniz'de yeni bir savunma hattının kurulduğunu gösteriyor."
Aytekin'e göre bu adımlar yalnızca teknik askeri iş birlikleri değil, uzun vadeli stratejik dizaynın parçaları. 

 


 

İran gerilimi ve mezhep fay hatları
Bölgede Iran ile ABD arasındaki gerilim yükselirken, Pakistan-Afganistan hattındaki çatışmalar da dikkat çekiyor.
Aytekin, mezhep eksenli gerilimin bilinçli olarak tırmandırıldığını savunuyor:
"Sünni-Şii gerilimi yükseltiliyor. İran yalnızlaştırıldı. İslam coğrafyasında ülkeler birbirine karşı konumlandırılıyor. Amaç, bölgesel güçleri içeriden zayıflatmak."
Gazze'de yaşananların ise yalnızca bölgesel bir kriz değil, tüm İslam dünyasına verilen stratejik bir mesaj olduğunu ifade ediyor.

"İran'dan sonra sıra Türkiye'ye gelirse…"
Habib Aytekin yazısını kamuoyuna açık bir soruyla tamamladı:
"İran'dan sonra sıra Türkiye'ye gelirse yalnız kalmayacağından emin miyiz? Türkiye kuşatma altında ve bu tabloyu doğru okumak zorundayız."
Aytekin'e göre askeri tatbikatlar, nükleer anlaşmalar, diplomatik ziyaretler ve bölgesel krizler aynı stratejik planın farklı parçaları. 

Bölgesel denklem nereye evrilecek?
Doğu Akdeniz, Güney Kafkasya ve İran hattındaki gelişmelerin önümüzdeki aylarda hızlanabileceği belirtiliyor. Türkiye'nin hem NATO içindeki rolü hem de bağımsız dış politika çizgisi, küresel güç dengelerinde belirleyici olmaya devam ediyor. 

Habib Aytekin'in değerlendirmesi yalnızca bir analiz değil; aynı zamanda kamuoyuna yapılmış güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.
Ortadoğu'da gerçekten fırtına öncesi bir sessizlik mi var, yoksa yeni bir dönemin eşiğinde miyiz?
Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki süreçte yaşanacak gelişmelerle netleşecek.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —